29 Ekim 2010 Cuma

Gelmeli mi, gitmeli mi?

"Nerede zayıf ve suçsuz bir kuş ki onun içine SÜleyman ordu kurmuş olsun!
Şükür yahut şikayetle feryad edince yere, göğe zelzeleler düşsün!
Her demde ona Tanrıdan yüz mektup yüz haberci erişsi; o bir kere 'Ya Rabbi' deyince Haktan altmış kere 'Lebbeyk' sesi gelsin!
Hatası Tanrı indinde ibadetten daha iyi olsun; küfrüne nisbetle bütün halkın imanı değersiz kalsın!

Öyle kişiye her nefeste hususi miraç vardır. Tanrı onun tacının üzerine yüzlerce hususi taç koyar. Cİsmi topraktadır, canı lamekan aleminde , o lamekan alemi salik vehimlerinden üstündür.
O lamekan alemi, vehmine gelen bir alem olmadığı gibi, hayalinede doğmaz.

28 Ekim 2010 Perşembe

Belli belirsiz..

Bir an'da ki mutluluk mudur acaba uzun zamanlara sığdırılan bezginliklerin sebebi?

Yoksa vazgeçmek kolay mıdır bir anda acıtanlardan?

24 Ekim 2010 Pazar

Başladık...
Ve beklerken daha kaç takvim yaprağı eksilticez, söylesem utanırım, söylemesem korkarım. Gece bürüdükçe bürüyor kederleri, beklenenler yine senden geliyor. Sabrımın adını sorsalar bana "sen" derim ama sormuyorlar sadece sabırsızlığımın nedenini soruyorlar yine "sen"in adın kaçıyor ağzımdan.
Yürüyoruz...
Anladım artık benim sabrımsın, onların sabırsızlık zannettiğisin. Durup dinlenmek istedim biraz kapına geldim, niye böyle solgun görünüyorsun dediler sana bakan gözlerimi göremediler.
Git! dedin şimdilik.
Dönüyorum...
Ve dönerken herşey ne kadarda solgun görünüyor... ama alışacaksın demiştin değil mi?

21 Ekim 2010 Perşembe

sade bir fikir paylaşımı

"Geride bıraktıklarım hesap sormaya kalkmasın. 'Farkınızda olduğum için varoldunuz, Vazgeçtiğim için artık yoksunuz'..." Paul Auster

19 Ekim 2010 Salı

Başı yok, sonu yok...

Bİr ruh şaşırırsa kıblesini eğer, çekerse alnını secdeden yada tam da secdedeyken kaybederse kabesini....bulmak yine o na düşer bir başkasına değil! Ve kaybolmuşken yolun ortasında dişlerini kanatan küfürleri kendine savurmuştur aslında ve severken yaratıcısını ondan nefret etme ihtimalini yok eder kaybederek kendini...Nefret ve sevgi aynı dairenin içinde dolanan iki olgudur biri büyümeye başlarsa dengesizlikler ortaya çıkar, bir sağa bir sola savrulmaya başlar terazi; aciz ruh ise nefretin küçülmesini istemez aslında sevginin nefretle birleşmesini, nefretin sevginini içinde erimesini ve sevginin varlığına bürünmesini ister ve böylelikle sevgisi ivme kazanacaktır.
Ve bir ruh yaratıcısına söylediği hiç bir sözden pişman değilse eğer hatta yaratıcısıda sabırla yol gösteriyorsa hala ona çemberin dışında kalanların üzülmesine, yada bunları hakettim mi? gibi sorular sormasına gerek yoktur.... Çünkü ruh un derdi ancak yaratıcısıyladır, onun haykırışı rabbinin gönlünedir. Ruh ona çevrilmiş onca göz arasında yalnız birini diler...ve söylediği tüm sözler onun ilgisini celbetme isteğinden kaynaklanır.