Ah bunca güzellik!
Ölümüm güzellik elinden olacak.
29 Nisan 2015 Çarşamba
28 Nisan 2015 Salı
Hiç.
Sabret diyor Tanrı. Sonra sabretmem için beni mecbur bırakıyor. Başka yol mu var?
Sonra adın sabırlıya çıkıyor.
Ben mi? Ben değilim ki o diyemiyorsun. Ben'in karşı çıkıyor. Ben'inle bir mücadeleye tutuşuyorsun sonra.
Sen nereden çıktın?
"İki kişilik topluluktan üçüncüsü"ne ve "tek kişinin olduğu yerde İkincisi"ne and olsun ki çoğaltıp duruyoruz kendimizi. Baş başa kalamıyoruz bu kalabalıkta bir türlü O'nunla.
Ne çok konuşan kişi var Tanrım!
Ne çok olan kişi!
Ne çok ağız, ne çok dil!
ve
Ne az göz
Ne az kulak
Ne az
Hiç.
Sonra adın sabırlıya çıkıyor.
Ben mi? Ben değilim ki o diyemiyorsun. Ben'in karşı çıkıyor. Ben'inle bir mücadeleye tutuşuyorsun sonra.
Sen nereden çıktın?
"İki kişilik topluluktan üçüncüsü"ne ve "tek kişinin olduğu yerde İkincisi"ne and olsun ki çoğaltıp duruyoruz kendimizi. Baş başa kalamıyoruz bu kalabalıkta bir türlü O'nunla.
Ne çok konuşan kişi var Tanrım!
Ne çok olan kişi!
Ne çok ağız, ne çok dil!
ve
Ne az göz
Ne az kulak
Ne az
Hiç.
Ağaç
Bize bakacak bir gökyüzü mü bıraktılar sanki. Aldılar elimizden maviyi.
Başlarımızı yukarı kaldırdık bir parça mavi uğruna, boynumuz kırıldı.
Bize dar alanlardan başka ne bıraktılar, daralan göğüslerden, gözlerden,göklerden, sokaklardan, zamanlardan başka ne bıraktılar!?
Ben çoğunlukla rüyamdan gerçeğe uyandırıldığımda kırılıyorum hayata. Gözlerimi kapatıyorum sonra bu daralan dünya'ya. Geniş olsun gözümün değdiği yer , uçsuz bir çöl de olabilir bu pekala ya da bucaksız yeşil bir ova. Ben dağlara bakmayı sevmem mesela, ardını görmek isterim baktığım şeyin. İşte bu yüzden en çok da dağlara kırılıyorum bu hayatta.
Kırılmak dedimse sevdiğimden, insan sevdiğine kırılır bunca! Yoksa Uhud'da ki dağı seven insan kırılır bana.Sevdiğinden.
O bizi sever de biz de...
Görüyorsun ya her şeyin sonu sana dönüyor! Dönmeyi ibadet eylemiş mecnun gibi...
Bozuluyor, çözülüyor, dağılıyor, birleşiyor, toparlanıyor, ayağa kalkıyor, düşüyor...
Bir gül açıyor sonra soluyor, soluyor dedim de nasıl olur da bir gül dünyanın tüm kokusunu soluyup bu kadar güzel kokar sonra?...
İnsanız dedi birileri, bunca acı da acıyı göğsünde dindirecek huzur da bu yüzden var dedi! İnsan olabildik mi? dedi Adam
İnsan olamıyorsun ya ağaç ol bari dedi biri.
Bir ağaç ki yeşilinde saklıyor nefesi...
Başlarımızı yukarı kaldırdık bir parça mavi uğruna, boynumuz kırıldı.
Bize dar alanlardan başka ne bıraktılar, daralan göğüslerden, gözlerden,göklerden, sokaklardan, zamanlardan başka ne bıraktılar!?
Ben çoğunlukla rüyamdan gerçeğe uyandırıldığımda kırılıyorum hayata. Gözlerimi kapatıyorum sonra bu daralan dünya'ya. Geniş olsun gözümün değdiği yer , uçsuz bir çöl de olabilir bu pekala ya da bucaksız yeşil bir ova. Ben dağlara bakmayı sevmem mesela, ardını görmek isterim baktığım şeyin. İşte bu yüzden en çok da dağlara kırılıyorum bu hayatta.
Kırılmak dedimse sevdiğimden, insan sevdiğine kırılır bunca! Yoksa Uhud'da ki dağı seven insan kırılır bana.Sevdiğinden.
O bizi sever de biz de...
Görüyorsun ya her şeyin sonu sana dönüyor! Dönmeyi ibadet eylemiş mecnun gibi...
Bozuluyor, çözülüyor, dağılıyor, birleşiyor, toparlanıyor, ayağa kalkıyor, düşüyor...
Bir gül açıyor sonra soluyor, soluyor dedim de nasıl olur da bir gül dünyanın tüm kokusunu soluyup bu kadar güzel kokar sonra?...
İnsanız dedi birileri, bunca acı da acıyı göğsünde dindirecek huzur da bu yüzden var dedi! İnsan olabildik mi? dedi Adam
İnsan olamıyorsun ya ağaç ol bari dedi biri.
Bir ağaç ki yeşilinde saklıyor nefesi...
19 Nisan 2015 Pazar
"ilim bir noktaydı; cahiller onu çoğalttı"
Ah senden sonraki dünya'da
Ah birbirine karıştı her şey
İyilikle kötülük, güzellikle çirkinlik
Hastalıkla sağlık...
İman şirke karıştı
Nokta çoklukta kayboldu
Ah senden sonra tadı kalmadı dünyanın
Yaşamanın soluksuz ve kaçmanın çöllere bir derviş gibi
Onur dedik, gurur dedik, adalet dedik
Bize dokunamadığı bizden uzak yerlerde kaldı
Hayalde kaldı, düşte kaldı
Ah senden sonra dünya'da
Hayat bir andı
Sensizlik bir karanlık oldu kaldı
Kara an-da kaldı
Ah birbirine karıştı her şey
İyilikle kötülük, güzellikle çirkinlik
Hastalıkla sağlık...
İman şirke karıştı
Nokta çoklukta kayboldu
Ah senden sonra tadı kalmadı dünyanın
Yaşamanın soluksuz ve kaçmanın çöllere bir derviş gibi
Onur dedik, gurur dedik, adalet dedik
Bize dokunamadığı bizden uzak yerlerde kaldı
Hayalde kaldı, düşte kaldı
Ah senden sonra dünya'da
Hayat bir andı
Sensizlik bir karanlık oldu kaldı
Kara an-da kaldı
3 Nisan 2015 Cuma
Bahar zamanı melankolisi
Bir bahar günü de olsa ölünebilir mesela
Kadınlar evlerinin önünü süpürüken yani
Bir adam akşam çanını beklerken
Ve bir diğeri çocuğunu çekiştire çekiştire camiye giderken
Bir bahar günü de olsa ölünebilir en güzel bir ölümle
Nar ağaçları tomurcuğa dururken yani
Her sabah tırmandığın sokaktaki bir aziz sana bakarken bu
defa
Çocuklar oyun alanından fırlayan topun peşinden koşarken
yani
Tandırlardan pişirilen ekmek buğusu yayılırken havaya
Ve karışırken son demlerini yaşayan karbonmonoksit
kokularına
Bir bahar günü öldürebilir en güzel ölümle biri sizi mesela
Kırarken sizi taş gibi
sözlerinin çarptığı yerden
Ve bölünüp parçalara ayrılırken sizin de taş gibi kalbiniz
Daha yumuşak olmayı öğrenmelisiniz
Ki
Çarptığınızda kırılmayın çarptıklarında kırmayın diye
Sonra bir de bakmışsınız en güzel, en iyi ve en sahici ölüm
Baharda gelen ölüm
Uyanırken doğa, belki daha görmeden toprağın kabarışını
Ya da görmüşken bir kırkayağın canlanışını
Gelsin de öldürsün yılın
en güzel mevsiminde diye
bir adama verirsiniz
Sizi öldürecek tüm silahları
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)