25 Nisan 2014 Cuma

Çocuk--ça

Kırıldı kalp, çoğaldı kırıklar ve kırılanlar.
Bir çocuk ki dünyayı sırtında taşır; mahzun ve asi
Kovulur evden, bi günah ve kederli,
Çocuk işte yine de iki lokma için aç, iki güzel söze muhtaç,
Niye geldin bu dünyaya çocuk? Neden, neden, neden ...soldu kaderin?
Sevdik solan kaderini, dudağının kıvrımında ki hüznü ve gülümsemeyi.
Sevdik seni yaratanı, dünyaya getiren anayı, bak(a)mayan babayı
ve sövdük hakkını yiyene, günahını sırtına yüklenene...
Ey yeryüzü ve gökyüzünün habibe'si çocuk
sevdik seni çok!


13 Nisan 2014 Pazar

nokta' da ebed

 Konuşurken dinleyemiyordum seni ama duyduklarım dinlediklerimin ötesindeydi o yüzden giderken Hoşçakal diyemedim sana. Daha duymam gereken çok şey var sevgili...

Denmiş bir zaman...denmiş ve durmuş zaman.
Yalanın rüya olduğu, rüyanın yalan olduğu bir zaman.
Unut ey akıl! Unut ey kalp! 
Uçup giden zaman, havada ki toz zerreleri ki tavaf etti gölgeni, artık yere inme vakti geldi!

Yar'a

Derin bir boşluk umut!
Yusuf'un kuyusu kadar derin ve dipsiz. Gördüklerinden, duyduklarından, hissettiklerinden daha derin, daha dipsiz! Kalbe değen gözyaşları kadar sıcak. Biriktirdiğin gözyaşları kadar çok! Solunda ki yara kadar eski, eskidikçe yeni! 
Yaralandıkça yara, yara yaralandıkça ...hatırlandıkça yara!